Dünya ülkelerini ve halklarını tanımak için mutlaka bir olayın olması gerektiği gerçeğini kimse inkar edemez. İsrail’le, büyükelçi krizi yaşanmasa, hükümetin birkaç parti koalisyonundan oluştuğunu bilmeyecektik. Filistin’e giden yardımın önü kesilmese, Mısır’ın Filistin halkına dost olduğunu düşünecektik.
Gelişmemiş toplumlar, gündelik yaşar ve gündelik düşünürler. Her olay karşısında duygusal tepkiler verirler. Bir çok şeyin sınırı aşılır, abartılır; olağan dışı şeyler olur.
En önemlisi de; bir şey hissetmesi için, olayı mutlaka kendisi yaşamalıdır. Başkasının yaşaması çok fazla etkilemez. En fazla vereceği tepki; Tüh, vahtır.
Bir ülkeyi yerle bir eden deprem, ülkemizde, ne kadar konuşulup, ne kadar dersler çıkarıldı diye bir düşündüm; dişe dokunur bir şeylere rastlamadım doğrusu. Oysa, 17 Ağustos 1999’da bu ülke çok büyük bir deprem yaşadı. Aradan geçen on bir yılda hala yarasını saramadı. Böyle bir gerçeklik sıcaklığını korurken, “nasıl olsa bizde yaşanmadı” duyarsızlığı içinde toplum.
Bizden çok uzakta yaşanan Haiti depremi, insanlık tarihi açısından çok konuşulup, tartışılması gereken bir sosyolojik olaydır.
Mesela, depremin en büyük panzehirinin teknolojik gelişmişlik olduğu gerçeği konuşulup, ülkelerin her alanda gelişmesi gerektiği vurgulanmalıdır. Bu görüşü destekleyen dünya ülkelerinden örnekler verilmelidir.
Aynı büyüklükte Japonya’daki bir depremde can ve mal kaybı yaşanmazken, Haiti yerle bir oluyor.
Deprem sonrası ülkenin durumuna ne demeli; ne tür bir kıssadan hisse çıkarmalıyız? “insanlık ölmüş! İnsanlık dışı görüntüler! Maneviyattan yoksun halk!” gibi medyatik cümleler kurup, orada yaşanan can pazarını görmezden gelip, hayatta kalmaya çalışmaktan başka hiçbir amacı olmayan yoksul halka mı depremin faturası kesilmelidir?
Haiti depremi; üçüncü dünya halklarının içinde bulundukları durumun bir yansımasıdır. Dedim ya deprem, iç kargaşa, açlık gibi olağan dışı yaşanan olaylarla ülke isimleri, halkının yaşam koşulları öğrenilebiliyor.
Bir ülke kan ağlıyor!
Cesetler sokakları doldurmuş. Depremden kurtulanlar hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gelen yardımlar, birbirini yok etme pahasına mücadele edilerek alınıyor.
İlerisi karanlık…
Sonra ne olacak soruları ile dolu.
Her ülkenin ve her yoksul hakların Haiti depreminden çıkarması gereken dersler var. “Bize bir şey olmaz” mantığını bırakıp, depreme karşı hazırlıklı olunmalıdır. Depreme karşı değil tüm doğal afetlere karşı hazırlıklı olunmalıdır.
Daha geçenlerde Trakya’da sel felaketi yaşandı, bir sürü insan hayatını kaybetti. Maden işçileri grizu patlaması sonucu öldü.
Dünyanın her yerinde doğal felaketler yaşanmaktadır. Gelişmiş ülkeler, doğal afetleri, en az kayıpla atlatırken; geri kalmış ülkeler, kaderleriymiş gibi çok büyük kayıplar vermektedir.
Şunu anlamak gerek;
Haiti depremi ve sonuçları bir kader değildir!

Türkçe tehlike altında. Artık uyanma vakti. Halkımızı bir arada tutan en önemli unsur yok ediliyor. Hem de bizler tarafından.
Dincilerin, din tüccarlarının yaşamları çıkar (menfaat) ilişkisi temelinde şekillenmiştir. Onları yönlendiren güdü, “ticaret bilinci...
Sayın(!) Başbakan yine ortalığa inciler saçmışlar ve demişlerdir ki:
Mayınlı arazi tartışmasından sonra bir süredir ortalık duruldu… Tarih 1 / 6 / 2009, Bildiğiniz gibi Dışişleri Bakanı Sayın, Ahmet Davut...
Gazete ve televizyonlar, nadiren rastlanan bu görüntüleri yuvarlak içine alarak on’larca kez gösterir, zumlar, “Yeşil-Kırmızı-sarı r...
Hareketleriyle, konuşmasıyla "maganda" olduğunu kanıtlayan bir kooperatif başkanı ,içki sofrasında etrafına topladığı dört-beş arkadaş...
Diyarbakır'da İstinaf Mahkemesi İnşaatı(!) Lütfen dikkatle okuyun !
“Türkiye maalesef deve kuşu gibi kafasını kuma sokmuş bir Türk burjuvazisi ve medyasıyla, bilgi ve görgüsü eksik dünyada ne olup bitti...
Dünya nüfusu son 50 yılda 2 katından fazla arttı. Bu artışın devamı halinde küresel ısınma ve krizleri önlemek mümkün değil. ...
Televizyonda bir dizi var. Adı; Aşk-ı Memnu… Türkçesi Yasak Aşk… Halit Ziya Uşaklıgil’in eserinden uyarlanmış… Az önce kanallar ara...
Herkesin bildiği üzere, ülkemizde devletin en önemli kurumları arasında ceyeran etmekte olan çok yıkıcı ve sarsıcı bir iktidar mücadelesi...
İşin aslını konuşmakta fayda var. Mevcut meclis anayasa referandumunu niye yapıyor? Çünkü mecliste halkı temsil ettiği iddiasındaki tüm s...
Günlük yaşamda; bazen sıradan bazen de özgün davranışlar kabul görür. Her iki davranışta koşullara göre önem kazanır ve yapıldığı ...
Fetullah Gülen cemaati ve benzer Ortaçağ kalıntısı oluşumların günümüzde artık gözlerden saklanamaz derecede etkinlik kazanmalarında, bu...
2007'de yaşanmış bir olayı gündeme getirmek neden? Yine bir askere vurma çabası mı, yoksa yapılacak yeni siyasi manipülasyonlar öncesi gün...
Güce sahip olan insanlar güçlerini sizin devamlı olarak aldatıldığınızdan ve yönlendirildiğinizden emin olmak için kullanıyorlar.
Türk Milletinin büyük bir coşku içerisinde kutladığı ulusal bayramlarından birisidir. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, ... 
