Türkiye Cumhuriyeti karanlık bir dönemden geçmektedir bugün. Hem de zifiri karanlık… Yer karanlık, gök karanlık… Kapkara bulutlar kaplamış sevgili yurdumuzun ufuklarını…
Karanlık düşünceli insanlar, karanlık ilişkiler, karanlık bir yönetim… Hırsızlık, talan, korku, baskı, şiddet, hapishane, yalancı tanıklar, yalancı belgeler, planlar, tertipler, yandaş basın, orduya, yargıya yapılan saldırılar… Ortalık toz duman! Göz gözü görmüyor. Vatanın yiğit, yurtsever evlatları dört duvar arasına atılmış. Şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar işbaşında…
Mustafa Kemal Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz…” demişti.
Oldu.
Şimdi beyinleri, yürekleri kara, kapkara insanlar, kara şeriat düzeninin anayasasını hazırlamaya çalışıyorlar. Atılan gerici ve bölücü adımları yaşama geçirebilmek; yargıyı, orduyu dört dörtlük denetim altına alabilmek için; açılımların, saçılımların alt yapısını, üst yapısını oluşturuyorlar.
Ama halkımızın ekonomik, sosyal, kültürel yaşamı onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Aç, sefil insanlar onlara hiçbir şey söylemiyor. Onları etkilemiyor. “Ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir” diyorlar. İşleri güçleri “sahte din tacirliği” yapıp insanları aldatmak; ulusalcılarla, orduyla, yargıyla, 1923 Devrimi ile hesaplaşmak…
Oysa halk perişan. Ekonomi perişan. İşsizlik çığ gibi büyüyor. Üretim, alım satım dibe vurmuş; açlık, yoksulluk, işsizlik ise tavana…
Asgari ücret 527 TL, açlık sınırı 735 TL (Türk-İş’in araştırması), Memur-Sen’e göre 820 TL. Yoksulluk sınırı 2395,95 TL ve 2400,00 TL geliri olanlar artık neredeyse parmakla gösteriliyor. Ulusumuzun büyük bir çoğunluğu açlık sınırının altında yaşıyor
Geçim yükünün ağırlığı altında insanların dayanacak gücü kalmamış. İntiharlar, icralar günlük olaylardan sayılıyor! Geçim sıkıntısı, yokluk, parasızlık yüzünden ocaklar sönüyor. Aileler parçalanıyor. Ana, baba, çocuklar sanki vurgun yemiş gibi. Ama kimin umurunda?
Yığınların her gün biraz daha yoksullaşması karşısında önlem alması gerekenler, hiçbir şeyi umursamadan, sultanların lüksünü gölgede bırakacak bir yaşam sürüyorlar.
Bir de bunların yanında (alt kimlik, üst kimlik tartışmaları ile) Türk, Kürt, Alevi, Sünni düşmanlığı yaratılıyor. Küçük bir kıvılcım, bir bozkırı tutuşturmaya yetecek.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” diye tanımladığı vatandaş kavramı yok edilmeye çalışılıyor. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap, Gürcü, Alevi, Sünni etnik yapılanması ile toplum, tam da emperyalizmin hedeflediği gibi, kırk parçaya bölünmek isteniyor..
Yürekleri kara, kapkara insanlar, T.C. vatandaşını parça parça, lime lime etme görevini koymuşlar önlerine.
AKP’nin “Kürt açılımı” girişimleri ile ayrıştırdığı T.C. halkını şimdi tekel işçisi birleştiriyor. Kürt’ü, Türk’ü, Alevi’si, Sünni’si Ankara’nın soğuk ayazında birbirine kenetlenmiş, hak arıyorlar. Sendikalar, dernekler, örgütler bir araya geliyor. Karanlıkları aydınlığa dönüştürme mücadelesi veriyorlar. ABD, AKP, CİA, Fethullah Gülen, Mossad, Soros tertibini temelinden sarsıyorlar.
Durmadan yetim hakkından söz eden en büyük yetim hakkı yiyicilerinin kâbusu haline gelmiştir bugün tekel işçisi.
AKP, bu güçlü direniş karşısında şaşkındır. Darbeler altında sendeleyen boksörler gibi hareket etmektedir. O,“İki üç yüz tekel işçisi çıkmış bağırıyor, çağırıyor…” “Doktorların ancak yüzde 1’i eyleme katılmıştır.” gibi gülünç sözlerle meydanları dolduran on binleri görmezden geliyor. Ya da gece yarısı mezarlıktan geçen korkak insanlar gibi yüksek sesle şarkı söyleyerek kendisine cesaret vermeye çalışıyor.
Günümüzde tekel direnişi bir ölçüdür artık. Halktan, yoksuldan, ezilenden yana olanla, olmayanı ayıran bir mihenk taşıdır. Bu eylem karşısında egemen güçler ve emperyalizmin işbirlikçileri, sarı sendikalar, tabela partileri, dönek solcular kendilerini gizleyemeyeceklerdir. Sömürgeci güçlerden ayrılamayan, bağlarını koparamayan kuruluşların, kişilerin bu mücadelede yeri yoktur. Hareket, vatan satıcılarından, siyasal İslamcılardan bağımsız bir ideolojik, politik ve örgütsel hattı inşa mücadelesi ile birleştiği ölçüde başarılı olacaktır.
Cumhuriyete, demokrasiye inanan, her çeşit baskının, zulmün karşısında yer alan tüm örgütler, kişiler el ele, gönül gönüle verip, sonuca ulaşana dek direnişe devam etmelidirler. Gelip geçici eylemlerle sonuca ulaşılamayacağının bilinciyle gerekirse genel grevi de gündeme getirmelidirler.
Çünkü tekel direnişi, ekonomik mücadelenin yanında bir de vatan savunmasına dönüşmüştür bugün.
Tekel işçileri, artık ezilen, sömürülen tüm Türkiye’nin sesi olmuştur.
Tekel işçisi şimdi yüzde 2,5 zam verilen emeklinin de sesidir. Tekel işçisi tütünü, pamuğu, şeker pancarı elinden alınıp açlığa mahkûm edilen köylünün, bordro tutsağı memurların, dükkânını siftahsız kapatan esnafın da sesidir.
Bu sese kulak verip, onları destekleyen eczacı birliklerine, barolara, tabip odalarına, memur ve işçi sendikalarına, ziraat odalarına, siyasi partilere, ulusal medyaya, tüm yurtsever vatandaşlara selam olsun!
Türkçe tehlike altında. Artık uyanma vakti. Halkımızı bir arada tutan en önemli unsur yok ediliyor. Hem de bizler tarafından.
Dincilerin, din tüccarlarının yaşamları çıkar (menfaat) ilişkisi temelinde şekillenmiştir. Onları yönlendiren güdü, “ticaret bilinci...
Sayın(!) Başbakan yine ortalığa inciler saçmışlar ve demişlerdir ki:
Mayınlı arazi tartışmasından sonra bir süredir ortalık duruldu… Tarih 1 / 6 / 2009, Bildiğiniz gibi Dışişleri Bakanı Sayın, Ahmet Davut...
Gazete ve televizyonlar, nadiren rastlanan bu görüntüleri yuvarlak içine alarak on’larca kez gösterir, zumlar, “Yeşil-Kırmızı-sarı r...
Hareketleriyle, konuşmasıyla "maganda" olduğunu kanıtlayan bir kooperatif başkanı ,içki sofrasında etrafına topladığı dört-beş arkadaş...
Diyarbakır'da İstinaf Mahkemesi İnşaatı(!) Lütfen dikkatle okuyun !
“Türkiye maalesef deve kuşu gibi kafasını kuma sokmuş bir Türk burjuvazisi ve medyasıyla, bilgi ve görgüsü eksik dünyada ne olup bitti...
Dünya nüfusu son 50 yılda 2 katından fazla arttı. Bu artışın devamı halinde küresel ısınma ve krizleri önlemek mümkün değil. ...
Televizyonda bir dizi var. Adı; Aşk-ı Memnu… Türkçesi Yasak Aşk… Halit Ziya Uşaklıgil’in eserinden uyarlanmış… Az önce kanallar ara...
Herkesin bildiği üzere, ülkemizde devletin en önemli kurumları arasında ceyeran etmekte olan çok yıkıcı ve sarsıcı bir iktidar mücadelesi...
İşin aslını konuşmakta fayda var. Mevcut meclis anayasa referandumunu niye yapıyor? Çünkü mecliste halkı temsil ettiği iddiasındaki tüm s...
Günlük yaşamda; bazen sıradan bazen de özgün davranışlar kabul görür. Her iki davranışta koşullara göre önem kazanır ve yapıldığı ...
Fetullah Gülen cemaati ve benzer Ortaçağ kalıntısı oluşumların günümüzde artık gözlerden saklanamaz derecede etkinlik kazanmalarında, bu...
2007'de yaşanmış bir olayı gündeme getirmek neden? Yine bir askere vurma çabası mı, yoksa yapılacak yeni siyasi manipülasyonlar öncesi gün...
Güce sahip olan insanlar güçlerini sizin devamlı olarak aldatıldığınızdan ve yönlendirildiğinizden emin olmak için kullanıyorlar.
Türk Milletinin büyük bir coşku içerisinde kutladığı ulusal bayramlarından birisidir. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, ... 
